[vc_row css=”.vc_custom_1586197115242{margin-top: 30px !important;}”][vc_column][vc_column_text]Dikey uzmanlıkta geliştirdikleri bilgilerini cömertçe paylaşan konuşmacılarımız, bilim-inovasyon-tıp-teknik-sanat ve çapraz birikimleriyle ihtisaslarını konuşturuyorlar.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]
Metin
Çorabatır
İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı, Medya Analisti, Gazeteci
Metin Çorabatır Kimdir?
Metin Çorabatır deneyimli bir gazeteci. Akademisyen olmak üzere yola çıkıp gazeteciliğin büyüsüne kapılanlardan… İyi ki de öyle olmuş; bir dönemin en başarılı dış habercilik örneklerini Çorabatır’ın çalışmalarında görmek mümkün. Bir gün bir baktık ki, haberlerini yaptığı Ankara’da, Birleşmiş Milletler’de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler Sorumlusu ve Sözcü görevini üstlenmiş. Bu noktadan sonra genç meslektaşlarının haber kaynağı olan Çorabatır, masanın diğer tarafındaki sorumluluklarını tamamlayarak hep istediği boyuta geçti; akademik hayatı günlük hayatına entegre etti.
Göç sorunu, mülteci hakları
Çorabatır, küreselleşmenin sonucunda ortaya çıkan, 21. yüzyılın en kötü insani krizi “Mülteciler Sorunu” ve “Göç” konuları üzerinde bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıdaki uzmanlarımızdan biri. Başarılı medya kariyerini uluslararası görevi için noktaladı. Uluslararası organizasyonlarda çalışma ve sözcülük konusunda da deneyimlerini paylaşmaya hazır olan Çorabatır, mülteciler konusunun tüm dünya için en önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekiyor: “Bütün dünya güvensiz göçe karşı neler yapılabileceğini tartışıyor. Türkiye’deki sistemde bazı açıklar ve eksiklikler var. Bunların giderilmesine çalışıyoruz. Türkiye uluslararası çabalara ortak olmalı, daha fazla iş birliğine gitmeli, çözüm arayışlarında aktif rol almalı.”
İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Başkanlığını da yapan Çorabatır, BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi STK Komitesi’nin IGAM’ı mültecilere ve göçmenlere yönelik yabancı düşmanlığı ve ayrımcılığa karşı mücadelede dünyadaki en iyi sekiz uygulamadan birisi olarak seçmesiyle New York’da çalışmalarıyla ilgili detaylı bir sunum da yaptı.
İnsan hakları, uluslararası ilişkiler
Uluslararası ilişkiler deneyimi olan bir gazeteci, BM sözcüsü, eski BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Dış İlişkiler Sorumlusu Çorabatır’ın yetkinlik alanlarını sığınma, insan hakları hukuku, anayasa hukuku, Türkiye, Birleşmiş Milletler ile kurumsal ve kişisel gelişim konuları oluşturuyor. Amerikan Gazete Editörleri Derneği’nden gazetecilik bursu alan Çorabatır, bugüne kadar çok sayıda basın kuruluşunda önemli görevlerde bulundu. Çorabatır ayrıca 1997 ve 2000 yıllarında yayımlanan Dünya Mültecilerinin Durumu adlı raporların Türkçe editörü.
Çorabatır, son yıllarda yaptığı konuşmaların neredeyse tamamını küresel ve milli sorunumuz mülteci sorunu, göç alma ve göç verme ile bu iki temel başlığın çevresindeki alt temalara vakfediyor. Çorabatır, deneyimli bir gazeteci ve çok deneyimli BM profesyoneli olarak medya ilişkileri çatısı altında kritik meslek sözcülükle ilgili en kapsamlı deneyime gazeteci ve iletişim profesyonellerinden biri.
Konuşma Konuları
- Sözcülük
- Sosyal Sorumluluğun Diğer Yüzü: Bağışım Nereye Gidiyor?
- Uluslararası Kurumlarda Kariyer Seçenekleri
- Küreselleşmenin Yeni Sonucu; Göç
- Çatışmaların Önlenmesi, Barışın Korunması ve Barışın Tesisi
- İnsan Haklarının 21. Yüzyıldaki Statüsü
Medya İlişkileri Eğitimi
Sahip olduğu uluslararası deneyimle İndeks Medya İlişkileri Eğitimleri’ne renkli bir perspektif katan Metin Çorabatır;
Birleşmiş Milletlerle İş Yapmak,
Uluslararası Kurumlarda Kariyer Seçenekleri,
İnsan Haklarının 21. Yüzyıldaki Statüsü konularındaki deneyimlerini konuşmacı olarak paylaşıyor.
Ayrıca;
Medya İlişkilerinde Kurumların İhtiyacı Olan Uluslararası Örgütlerle İlişkiler,
Uluslararası İlişkiler,
Dış Dünyayla İletişim,
Karşı Tarafın Dil Kodunu Çözmek-Anlamak-Karşılık Vermek konularındaki butik çalışmalarla medya ilişkilerinde ihtiyaçlarınıza yaratıcı katkılar sunuyor.
Videolar
Haluk
Gürgen
Akademisyen
İletişim Yönetimi
Algı Yönetimi
İtibar Yönetimi
Haluk Gürgen Kimdir?
Prof. Dr. Haluk Gürgen, yıllardır çok sayıda özel ve kamu kuruluşu için başarılı iletişim kampanyaları kurguluyor. Prof. Gürgen, çağdaş pazarlamanın niteliklerini şu sözlerle anlatıyor: “Hayatın yaşanma hızı, toplumsal değişimi tetikleyen dinamiklerin başında geliyor. Her geçen gün ihtiyaçlarımızı daha hızlı bir şekilde belirlemek, karşılamak, tüketmek ve yeni ihtiyaçları keşfederek, tüketerek hayatın döngüsü içinde var olmaya çalışıyoruz. Bu nedenle pazarlamada başarılı olmanın yolu, baş döndürücü hıza ayak uydurabilen markaların yaratılmasından geçiyor. Bu da güçlü markalar yaratmak demek. Kurumsal marka, kurumsal iletişim ve itibarın doğru bir şekilde yönetilmesi sonucunda yaratılır. Güçlü ürün markalarının yaratılmasında ve geliştirilmesinde ise ait oldukları kurumsal markaların gücünden beslenmesinin gerekliliği önemli oluyor.”
Prof. Dr. Haluk Gürgen Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı. Gürgen bugüne kadar Çevre Bakanlığı, Gümrük Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Vakıfbank, Mesa, Coşkunöz Holding ve Erciyas Biracılık adına iletişim projeleri çalışmalarında bulundu. Gürgen çok uluslu kurumlara, yerli kuruluşlara, bankalara eğitimler veriyor. Gürgen, Yüksek Öğretim Kurumu “Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Komisyonu” kurucu üyesi olarak görev yapıyor.
Konuşma Konuları
- Kurumsal İletişim
- Kriz İletişimi
- İtibar Yönetimi
- Kişilerarası İletişim
- Varolmak ve İletişim
- Paylaşmak, Sorumluluk ve İletişim
Videolar
Gülden
Türktan
W20 Türkiye Başkanı, KAGİDER Kurucu Üyesi, OECD, BIAC-ELSA Başkan Yardımcısı
Tüketici İçgörüsü
Karar Verme
Davranış Ekonomisi
Tutum Davranış
Pazarlama Trendleri
Akıllı Alışveriş
Gülden Türktan Kimdir?
Dr. Gülden Türktan, kadın girişimciliğini geliştirmek, ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmeyi misyon edinen bir isim. Türktan, profesyonel hayatında denetim, insan kaynakları, kalite ve hukuk işleri fonksiyonlarının kendisine bağlı olduğu üst düzey pozisyonlarda çalıştı ve tepe yöneticilik görevleri üstlendi. Çalışma hayatının neredeyse tamamında sivil toplum kuruluşlarına aktif katılım sağladı.
Lider danışmanlığı
Türktan, kariyerinin önemli bir bölümünde dünyanın en saygın şirketlerin biri kabul edilen ABB Elektrik Sanayi şirketinde, çeşitli üst düzey yöneticilik görevinin yanı sıra şirketin yönetim kurulunda tek kadın üye ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Şirketin 14 milyon dolardan 350 milyon dolara giden yolculuğundaki pek çok kararda imzası bulunan Türktan, “şirket içerisinde daha fazla lider yetiştirme” strateji ve misyonuyla “liderliğe davet” programı bünyesinde uluslararası eğitimler verdi, yurt içinde ve yurt dışında başarılı liderler yetiştirilmesinde etkin rol oynadı.
İş hayatında kadın olmak
Türktan, girişimcilik konusundaki cesareti, öngörüleri, satın alma ve satış süreçlerindeki doğru zamanlaması, etkinlik analizleri yapması ve “kazan-kazan” yatırım teknikleri ile çalışmasıyla kariyerinde önemli başarılara imza attı. İş dünyasından sürpriz bir şekilde ayrılıp, Bodrum’da otel işletmeye başladı. İş dünyasından kopamadı, TÜSİAD’ın İstihdam ve Sosyal Güvenlik Çalışma Grubu Başkanlığı ve Kadın Girişimcileri Derneği KAGİDER’in kurucuları arasında yer aldı ve derneğin başkanlığını üstlendi. Dernek, Türktan döneminde olgunluk çağına ulaşarak, en fazla proje ve en yüksek geliri yakalamayı başardı. Girişimcilik ve çalışma hayatında başarı için gereken temel ekonomik esaslar üzerine muhtelif eğitimler verdi, konuşmalar yaptı, sürdürülebilirlik konusunda Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı UNDP adına tebliğler sundu. Türktan, G20’nin altında “Woman” W20’nin Kurucu Başkanı sıfatıyla Türk kadınını uluslararası platformlarda temsil ediyor, aynı zamanda International Women Foundation (IWF) Türkiye Başkanı.
Türktan’ın dikkat çeken eğitimi Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans ve master eğitimiyle başlıyor. New York Üniversitesi’nde master ve doktora çalışması, MBA ve M. Phil derecesiyle sürüyor. Marmara Üniversitesi’nden doktora derecesi aldı ve New York Üniversitesi’nde araştırma görevlisi ve eğitmen olarak çalıştı.
Konuşma Konuları
- Lider Kim?
- Yukarı Doğru Yönet
- Kendi Liderini Kendin Yarat
- Kadın hareketinde kaç arpa boyu yol gittik? Kaç km. yol kaldı?
Videolar
Başak
Özer
Teknoloji Yöneticisi, Girişimci, Melek Yatırımcı, Strateji Danışmanı
İnovasyon
Tasarım
Pazarlama
Teknoloji
Girişim
İnsansız Araç
Başak Özer Kimdir?
Başak Özer, temel eğitimini Türkiye’de tamamladıktan sonra geleceği yurt dışında inovasyon merkezlerinde arayan maceracı profesyonel girişimcilerden. Özer’in arayışı, küresel anlamda bütün dünya için somut başarılarla dolu. Başarıyı kutu dışı bir yaklaşımla tariflerken girişimci ve yönetici olarak deneyimlerini birleştirdiğini görüyoruz; “Egolardan arınmış takım ruhu – sağlıklı rekabet – merak – inovasyon tutkusu – yaratıcılığı alkışlamak – hata yapmaktan korkmamak – pazar ve çözüm odaklı olmak – agile ürün geliştirmek.”
Pazarlamadan teknolojiye farklı bir serüven
İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Başak Özer, Michigan Üniversitesi’nde MBA programını tamamladı. ABD’de sensor ve mikroişlemci alanında isim yapan Honeywell’de Küresel Ürün Yöneticisi olarak iş hayatına başladı. Dünyanın ilk iki GPS-Big Data yazılım şirketlerinden biri olan Tele Atlas’ta Ürün ve Pazarlama Küresel Başkan Yardımcısı, Dünyanın ilk zeki mobil reklam platformu Quattro Wireless’te Ürün ve Pazarlama Başkan Yardımcısı pozisyonlarında görev aldı. MIT’nin bir start-up’ı olan Superpedestrian’a yatırım yapan Özer, Nokia Sosyal ve Konum Tabanlı Uygulamalar Küresel Yöneticisi olarak çalısmaya başladı. Nokia Pulse’ın mimarlarından biri olarak Berlin merkezli şirkette, Boston – San Francisco ekiplerini yönetti. Nokia’nın satışını takiben, kurucusu olduğu Boston merkezli danışmalık kurumu SpicaPartners’la mobil teknoloji tecrübesiyle inovasyon ve ürün stratejisi konularında danışmanlık hizmeti vermeye başladı.
Yurt dışında başarılı kariyer
ABD-Boston’da yerleşik olan Özer, halen dünyanın en önemli insansız araç üretimi yapan şirketi Motional’de Başkan Yardımcısı olarak çalışıyor. Motional, Hyundai Motor Group’un otomobil parçaları tedarikçisi Aptiv ile otonom araçlar yapmak için kurduğu ortak girişim, her iki şirkette küresel otonom sürüş ekosistemindeki konumlarını güçlendirmek için 2’şer milyar dolar yatırımla Motional’ı kurdu. Şirket dünyanın ilk ticari robotaksisi veya Seviye 4 otonom sürüşü başlatmak üzere çalışmalar yapıyor.
Melek yatırımcı ve girişimci kimliği
Özer, “start-up” dünyasının ikinci kalbi sayılan coğrafyada gerek girişimci gerekse melek yatırımcı olarak da aktif rol alıyor. Bir dönem, Türkiye’nin en büyük telekom ağı Turkcell’e IOT (internet of things) şemsiyesi altında sağlık (connected health), evde yaşam (connected home), ve eğitim (connected education) danışmanlıkları verdi.
Özer, danışmanlık çalışmalarına dünyanın en yaratıcı ve heyecanlı projelerinden birinde üst düzey yönetici olmak üzere ara verdi; insansız araç teknolojisini geliştiren girişim takımında, Güney Kore’den yatırım alarak Google’ın en büyük rakibi olarak geleceğe koşuyor. Boston – SanFrancisco ve Güney Kore’de yerleşik ekipleri yönetiyor.
Konuşma Konuları
- Çözüm odaklı kullanılabilir inovasyon
- Seri Girişimci olarak başarıyı yakalamak
- Dünya nereye koşuyor; Teknolojide yeni trendler
Bülent
Şenver
Ekonomist, Stratejik Yönetim Danışmanı, Kitap Vakfı Kurucusu
Bülent Şenver Kimdir?
Bülent Şenver, Türkiye’nin duayen bankacılarından biri. Türkiye’nin yakın tarihinde ekonomi icraatlarında görev alan Şenver, finans, ekonomi, liderlik, etik değerler, bilanço yönetimi, risk yönetimi ve kurumsal yönetim konularında aranan bir konuşmacı. Şenver’e göre bir bankanın gücünden söz edebilmek için her konuda güçlü olması büyük önem taşıyor. Ölçümü tek kriter üzerinden yapmanın aldatıcı olacağını belirtiyor. Başarının sürdürülebilir olmasının önemini vurguluyor.
“Dünün ekonomi modelleriyle bugünün ekonomisini, dünün bankacılık araçlarıyla bugünün bankacılığını yönetmek mümkün değildir. Değişime ayak uydurmalıyız.”
Şenver, bankacılık ve ekonomi deneyiminin yanı sıra uzun yıllara dayanan akademik çalışmalarında etik liderlik ve genç liderler yetiştirme konularına vurgu yapıyor. Şenver, milyonları arkasından sürükleyen büyük liderler olabileceği gibi her konuda ve her meslekte lider olunabileceğini vurguluyor ve şöyle diyor: “Her konuda, her alanda genç liderler yetiştirmeliyiz. Türkiye’nin genç liderlere ihtiyacı var.”
Bülent Şenver, resimli kredi kartı uygulaması, varlığa dayalı menkul kıymet ihracı, telefon bankacılığı uygulaması, kredili mevduat, sigortalı mevduat, euro mevduat, konut kredisi gibi birçok yeni bankacılık ürün ve hizmetini gerçekleştirerek, bankacılıkta birçok ilke imzasını attı.
Bülent Şenver kimdir?
Duayen bankacı Bülent Şenver, Türk bankacılık sistemine birçok yenilik getirdi. Türk Amerikan İşadamları Derneği (TABA-AmCham) Genel Başkanı, Amerikan Ticaret Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi, İcra Komitesi Üyesi ve aynı dönemde ECACC Hazine Başkanı olarak görev yaptı. Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı’nı ve Derneğini kurdu. Türklider Merkezi Kurucu Başkanlığını yapan Şenver, Boğaziçi ve Bilgi Üniversitelerinde “Elektronik Bankacılık”, “Bankalarda Aktif/Pasif Yönetimi”, “Yatırım Bankacılığı”, “Ticari Bankacılık” ve ”İşletme Etiği” derslerini veriyor.
Konuşma Konuları
- Bankacılık ve Finans
- Kurumsal yönetim
- Risk yönetimi
- Takım yönetimi
- Başarılı yönetim teknikleri
- Etik liderlik
- Girişimcilik
Videolar
Deniz
Türkali
Oyuncu, Senarist, Yazar
Deniz Türkali Kimdir?
Deniz Türkali Türk sinemasına emek vermiş tecrübeli bir oyuncu ve senarist. Oyunculuk, konuşma sanatı üzerine dersler konferanslar veren Türkali, DOT Tiyatro ve 2. Kat Tiyatro’da oyunlar sergiliyor. Hayatımın Yemekleri adlı kitabı yayına hazırlanan oyuncunun hayat öyküsünü ise Murat Çelikkan yazdı. Hazırlığı tamamlanmak üzere olan nehir sohbetleri yakın bir zamanda yayınlanacak.
Oyuncunun “Mine” ve “Minik Serçe” olmak üzere kaleme aldığı iki farklı senaryosu da bulunuyor. Türkali’nin hayatında sinemanın yeri çok özel. Yönetmen Atıf Yılmaz ile ikinci evliliğini gerçekleştiren Türkali için sanat ve edebiyatla yoğrulmuş bir ailede dünyaya geldi. Babası yazar Vedat Türkali, Deniz Türkali’nin kültürel ve siyasi çizgisinde çok önemli rol oynadı.
Sinemayla iç içe yaşayan oyuncunun hayatında Nişantaşı Kız Lisesi’nde okuduğu yıllar bir dönüm noktası kabul edilebilir. O yıllarda tiyatroyla tanışan oyuncu Şişli Koleji’nde eğitimi sürdürdükten sonra Konservatuar Tiyatro Bölümünü kazandı. Türkiye’de iki yıl okuduktan sonra eğitimine Londra’da devam etti. İtalyada Dario Fo, Franca Rame ile çalıştı. Müzik çalışmalarını yürütürken bir yandan da Milliyet Yayınları’nda yayın danışmanlığı yaptı. Yıllar 1980’i gösterdiğinde Türkali yeniden oyunculuğa döndü. Elbette müziği tamamen bırakmadı. Üstelik müziğe olan tutkusu Türkali’ye tek kişilik tiyatro oyunlarında başarıyı getirdi. Radyo programları hazırlayıp sundu, köşe yazarlığı yaptı, sinema ve televizyon filmlerinde oynadı, senaryo yazdı. “Kaktüs” dergisinde, Milliyet gazetesinde, Hayat Dergisinde gazetecilik yaptı. Milliyet, Hürriyet, Radikal gazetelerinde çeşitli konularda yazdı. Kamelyalı Kadın müzikalinde Prudence Duvernoy’u canlandırdı. Sanatla uğraşırken bir yandan da iş hayatına atılan Türkali 5. Kat Restaurant ve Leyla Café’yi işletti.
Türkali, konservatuar eğitimini Londra’da tamamladı. Sosyal ve siyasi yazılar yazdı, etkinliklere katıldı. dergisinde ve “Kriter” dergisinde Avrupa Birliği ülkeleri sinema tanıtım yazıları yazdı. “Şehvet” adlı bir albümü bulunan oyuncu Galip Derviş, Hürrem Sultan, Gece Melek ve Bizim Çocuklar, Eylül Fırtınası, Dudaktan Kalbe gibi birçok sinema ve televizyon filminde rol aldı. Deniz Türkali yalnızca sinemayla ilgilenmedi, müzik de onun hayatında önemli bir yer tutuyor. İlk evliliğini İtalyan şarkıcı Ernesto Casalini ile yapan oyuncu ömrünün neredeyse yarısını ünlü sinema ustası Atıf Yılmaz ile geçirdi.
Konuşma Konuları
HERKES OYNAYABİLİR Mİ?
BEDEN DİLİMİZİ KULLANMAYI BİLİYOR MUYUZ?
Çocukken oynadığımız oyunları hatırlarsak oynamanın hiç de o kadar zor olmadığının ilk işaretlerini görürüz.
Oyun, hayatın her alanında hayatımızın tam da göbeğinde var olan bir eylem. Her zaman sahneye çıkarak ya da kamera önünde oynanmak gerekmez. Bazen bilerek, bazen kendiliğinden “oynarken” buluruz kendimizi. Kendinize bir sorun kimseyle paylaşmanıza gerek yok, yalnız kendinize sorun; inanmadan ama inanırmış gibi yaparak söylediğiniz ne çok şey var değil mi? İş hayatında, sosyal hayatta, aile ilişkilerinde, arkadaşlıklarda… Hayatta ne isle uğraşırsak uğraşalım oynamaya mecburuz. Başta uygarlık gereği… Güne çok kötü başladınız başınız ağrıyor, eşiniz ya da sevgilinizle tartıştınız, işe geldiniz bir çalışma arkadaşınız ya da yöneticiniz size “günaydın” dedi. İçinizden geçeni burada tekrarlamayalım ama cevabınız eğreti bir gülümsemeyle de olsa “günaydın” olacaktır. Şimdi iyi oynamak var kötü oynamak var. Eğer o selamdan yöneticiniz sıkıntınızı anladıysa başınız dertte demektir. İki kez daha tekrarlandığı takdirde hakkınızdaki izlenim hiç de iyi olmayacaktır.
Beden dilinin önemi işte bu örnekte öne çıkar. Oynamak’la numara yapmak arasındaki fark yalnız tonlamayla değil vücut dilini nasıl kullandığınızla da ortaya çıkar. Yani hayattaki iyi oyunculukta önemli olan, karşınızdakine ya da karşınızdakilere oynadığınızı belli etmemek. Karşınızdaki ya da karşınızdakiler oynadığınızı anlamışlarsa büyük ölçüde çuvallamışsınız… Bir başka ifadeyle çok kötü oynadınız demektir. İkna etmek, sahiciliğe inandırmak zor iş. Hele içten içe söylediklerinize kendiniz bile inanmıyorsanız, hemen açık vermeniz işten bile değil. “Güzel soru”, “tam da bunu söyleyecektim” tarzı klişeler çok geçmişte kaldı. Seçilen cümleler, o cümlelerin tonlamaları çok önemli. Vücut dilini spor yaparak da doğru kullanamazsınız. Her duruşun her hareketin her mimiğin bir anlamı var. O zaman nasıl iyi oynayacağız?
BİR MOTİVASYON OLARAK AŞK’A VAKİT VAR MI?
Çok sevdiğim genç bir arkadaşıma “Eşinle flört ediyor musun?” diye sormuştum. Biraz da şaşırarak “Deniz hanım hiç vaktim olmuyor çok çalışıyorum” demişti. “Çok üzücü” diye düşünmüştüm. Ona “sakın ha sakın, ne yap yap vakit ayır” diye sıkı sıkı tembih etmiştim. Çalışma hayatımız evdeki flörtü bile engelliyorsa, ya hayatı en keyifli kılan unsurlarından biri olan “flört etmeyi” bilmiyoruz ki bu hayatı nasıl yaşadığımıza dair birçok sorunu birlikte getirir, ya da gerek duymuyoruz ki bu belki daha da vahim bir durumla karşı karşıyayız demektir. Hayatını sadece işten ibaret sananlar iş hayatında asla uzun süreli başarılı olamazlar. Hayatı tek bir şey üzerine kurmak sadece o şeye konsantre olmak asla başarının sırrı değildir.
Yaşamayı bilmek bir tür sanattır. İş hayatını zevkli kılacak küçük hazları asla es geçmemek gerekir. İş hayatı asık suratla lanet ederek sürdürülemez. Her an ne yaparsanız yapın yaratıcılığınızı kullanmak zorundasınız. Ne kadar çok “Endorfin” salgılarsak o kadar enerjik oluruz. Aşk hali zaten mutluluğun zirve yaptığı bir durum. Bu, herkes için, her an ele geçirilebilecek bir bağış değil biliyorum. Ama bir de şuradan bakalım; aşk bir ruh hali; o zaman, birine aşık olmuyoruz. Önce aşık oluyoruz sonra biri giriyor devreye… Hiç kimse olmasa da denk düşmese de o aşk halidir asıl önemli olan. Sizi motive edecek “endofin”e zirve yaptıracak olan da budur. Yani başarının sırrı ufak tefek ayrıntılarda gizlidir. O ayrıntı dediğimiz şeyler bizi motive ederken çalışmalarımızda da verimi artırır.
ZAMANI KULLANMAK HAYATI KULLANMAK
Hayatımızı nasıl kullanıyoruz? Üstelik bir daha ele geçirmemize imkan olmayan bir zaman dilimiyle kısıtlı. Bu iki dinamik aynı zamanda birbirleriyle var olabiliyor. Ve ayrıca herkesin hayatı ve zamanı bir bakıma çok benzer, bir bakıma çok farklı. Hepimizin hayatı birbiriyle son derece ilişkili…
Hayatın ve zamanın kullanımını ele geçirmemiz zaten “bir zaman” alıyor. Bunu farketmemiz “hay allah zaman nasıl da çabuk geçiyor” demeğe başlamamız da gene epey bir zaman alıyor. Bir yandan kendi hayatımızı elden kaçırmamaya çalışırken ihtiyaç duyduğumuz diğer hayatlarla da ilişki içinde olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Ne işle uğraşırsak uğraşalım zamanı kullanmayı bilmiyorsak hayatımızı bir anda alt üst edebiliriz. Yalnız kendi hayatımızı da değil birlikte çalıştığımız, yaşadığımız diğer insanların hayatlarını da…
İş hayatında en önemli şeylerden biri bilgi paylaşımı, yönetimi. Bir o kadar da önemli olan zamanı paylaşmak ve yönetmek. İş hayatımızı, zamanın boşa harcanmasına asla göz yummadan nasıl yönetebiliriz? Zamanın boşa harcanmasını nasıl önleriz? Bunu nasıl mümkün kılabiliriz?
Unutmayalım “Money is time, time is money!”
İLETİŞİM BECERİLERİ
Yaşamımızda her dokunuş bir iletişimdir. Her ne yaparsanız yapın doğru İletişim kurmak size başarı, mutluluk, keyif, güçlü ve sağlıklı ilişkiler olarak dönecektir. Biraz özen, biraz sabır biraz pozitif düşünce ve güçlü bir dille başarır mıyız dersiniz?
Gül
İrepoğlu
Mimar, Sanat Tarihçisi, Yazar
Osmanlı Sanatı
Mücevher Tasarımı
Lale Kültürü
Sanat Tarihi
Harem Mücevherleri
Padişah Hazinesi
Gül İrepoğlu Kimdir?
Gül İrepoğlu yazar, tarihçi, tasarımcı, kimlikleriyle çok yakın ama bir o kadar uzak durduğumuz sanat alanlarından sesleniyor. Kaleme aldığı romanlar aşk kadar yakın, tanımadığımız hikayeler kadar uzak… Mücevher sanata katkısı, gerdanımız kadar yakın bilgimiz kadar uzak… Renklerdeki ustalığı hayatımız kadar yakın, kullanımımız kadar uzak.. Bir bilmece mi hayır değil; Gül İrepoğlu yakın dönem önemli ve üretken sanatçılardan biri.
Mimarlık, sanat tarihi, edebiyat
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki Mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde akademik kariyerine başlayan Gül İrepoğlu, 26 yıllık kariyerini yazmaya daha fazla vakit ayırmak için noktaladı.
2005-2007 ve 2012’de TRT; 2014’de NTV kanallarında kültür, sanat ve tarih konulu TV programları hazırlayıp sundu.
2006-2012 yıllarında UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Somut Kültürel Miras Komitesi Başkanı olarak; 2007-2008’de ise TAÇ Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma Vakfı Başkanı olarak görev yaptı.
İrepoğlu, Avrupa ve Osmanlı Sanatı, Osmanlı Padişah Portreleri, Lâle Devri ve 18. Yüzyıl, tarihten günümüze Lâle Kültürü, tarihten günümüze Gül Kültürü, Doğu ile Batının sanatsal ilişkileri ile Turkuazın anlamı-tarihi ve Osmanlı mücevher tarihi alanlarında eserler verdi.
15 dile çevrilen kitapların yazarı
Tarihte yaşanmış hikayelerle İstanbul’un çeşitli dönemleri ve Topkapı Sarayı’ndaki yaşam üzerine kurguladığı romanları İngilizce, Arapça, Azerice, Arnavutça, Bulgarca, Hint-Malayalam dili, Hint-Marathi dili, Pakistan-Urduca, İtalyanca, Macarca, Portekizce, Romence, Rusça, Sırpça, Yunanca olmak üzere 15 yabancı dile çevrildi.
Tasarım danışmanlığı
Farklı sektörlerden markalara Osmanlı esinli ürünler için tasarım danışmanlığı yapmaya devam eden Gül İrepoğlu, edebiyat ve sanat tarihi çalışmalarıyla yurt içi-yurt dışı konferanslarını Türkçe, İngilizce ve Almanca dillerinde sürdürmektedir.
Konuşma Konuları
Osmanlı Mücevheri, Mücevher Üzerinden Tarihi Okumak
Avrupa Mücevheri; Avrupa Tarihine Mücevherle Bakış
Harem ve Mücevher
Padişahın Hazinesi
TURKUAZ: Tarihle Sanatı Birleştiren
GÜL, Aşkın ve Sanatın Çiçeği
Tarihte ve Sanatta Lalenin Hikayesi
Lale ve İstanbul
Lale Devri Deyince…
Geçmiş Düğünlerden Yansıyan (İstanbul) Yaşamı
Cariye Romanı Işığında Topkapı Sarayı ve Aşk
Edebiyata İlham Veren Tarih
Bir Empresyonistin İstanbulu: (Ressam) Feyhaman Duran
İstanbul Nostaljisi: Fiyonklu İstanbul Dürbünü
Bu Topraklardaki Kültür ve Estetik
Geçmişin Ağız Tadı: Osmanlıda Yeme-İçme ve Sofra
Hakan
Güldağ
Gazeteci, Yazar
Sektör Analizleri
Türkiye Ekonomisi
Ekonomi Gazeteciliği
Güncel Gündem
Yorumcu
Hakan Güldağ Kimdir?
Hakan Güldağ tesadüfen başladığı gazetecilik mesleğinde basamakları birer birer çıkarak yöneticiliğe yükselmiş bir isim. “İçerik ürettikçe varız” diyen Güldağ, Türkiye’de ekonomi gazeteciliğinin yıldızını parlatan bir isim. Nasıl Bir Ekonomi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, basın özgürlüğü, ekonomi gazeteciliği, sansür ve gazeteciliğin geleceğine dair dikkat çeken konuşmalar yapıyor.
Sektörel analizler
Orta öğrenimini Darüşşafaka ve Pertevniyal liselerinde üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu ile Boğaziçi Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi’nde Tarih bölümünde tamamlayan Güldağ, “Ekonomi gazeteciliği” kavramının önemli temsilcilerinden.
Güldağ’ın yayıncılıkla tanışması, arkadaşlarıyla “İlk Adım” adlı siyasi dergiyi çıkarmaya başladıkları 1985 yılına uzanıyor. Güldağ ekonomi gazeteciliğine, ufuk açıcı pencerelerden bakmayı seviyor. Bardağın dolu tarafı diye tariflemek mümkün. Özellikle Anadolu’da üretim, tarım ve hizmetlerde güncel bilgi ve donanımı ile kuvvetli haber kaynaklarına sahip olan Güldağ, ülkenin nabzını sektörler ve iş kolları anlamında elinde tutuyor.
Gazeteci bakışı
Uzun yıllar Dünya gazetesinde yayın yönetmenliği yapan Güldağ, “Mesleği ondan öğrendim” dediği Nezih Demirkent okulundan mezun. Bir dönem, Demirkent’in anısına ve gazetecilik aşkına sahip çıkarak Türkiye’de yakın tarihte ilk kez bir yayın kuruluşunu batmaktan kurtarmakla kalmadı, mesai arkadaşlarını sermayedar yaparak örnek bir girişim modeli yarattı.
Mesleğe yalnızca icra eden ve yöneten olarak değil meslek örgütlerine verdiği önem ve ayırdığı zamanla da anılmalı. Ekonomi Muhabirleri Derneği İstanbul Şubesi Genel Sekreterliği görevini yürüttü. 2005’te Brüksel merkezli Avrupa Ekonomi Basını Federasyonu (EBP) İcra Kurulu Üyeliğine seçildi. 2010 Ekim ayından bu yana Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Meslek İzleme Komitesi üyesi ve Türkiye Medya ve İletişim Meclisi (TOBB MİM) Başkanı olarak görev yapıyor.
Konuşma Konuları
Ekonomi
- Türkiye Ekonomisi
- Medya ve Ekonomi Gazeteciliği
- Gündem ve Gündeme Dair Yorumlar
Videolar
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]